Yatırımda Moda

Moda hayatın her yerinde. Moda deyince akla ilk giyim gelir, kumaş, tarz, boy, renk, aksesuar, sürekli değişir. Amaç zaten değişmek, yenilikleri izlemek. Modacılar, magazinciler, üreticiler, satıcılar modayı körükler, tüketiciler öder. İnsanlar yenilik aradıkça her şeyin modası olur, “in-out” listeleri uzar gider. Sadece kıyafette, aksesuarda değil, tatilde, eğlencede, yemekte, içkide, müzikte, sporda, ev eşyasında, arabada, her türlü tüketimde moda var. “Siz hala annenizin margarinini mi kullanıyorsunuz” diyen reklamı hatırlayın, sahibi bile savunamadı, bir dönemin pazar lideri marka kayboldu gitti.
Sadece tüketimde değil, en ciddi konularda da moda var. Diyet modası birkaç yılda bir değişiyor, neyi, nasıl, ne zaman yiyeceğimizi şaşırdık. Sezaryen moda oldu, normal doğum kalmadı. Eğitimde her dönem farklı moda vardı, anaokulunda İtalyan, ilkokulda Fin, lisede Fransız, teknikokulda Alman, üniversitede Amerikan modeli alındı, aileler kolej için ev parası harcıyor. Mahalle demode oldu, dağ taş havuzlu site doldu, TOKİ ve müteahhitler kazandı.
Franchise işlerin de modası var, dönemsel olarak belli alanlarda zincirler çoğalıyor. Eskinin hamburger modası gurmeburgerle geri döndü. Pizza modası tuttu, paket servisin lideri oldu. Simit modası hızlı yayıldı, çabuk bitti. Etsiz çiğköfte modası sektör oluşturdu. Tost modası “Marmaris”’le başlayan markaları çıkardı. Bardakta mısır modası bitti, pilavcı modası önce söndü sonra canlandı, lokmacı modası can çekişiyor. Kafe modası yaşam alışkanlıklarını değiştirdi, hanımlar kafede gün yapıyor, bilgisayarını kapan soluğu kafede alıyor. Türk icadı uzun tabakta et-salata-makarna modası tuttu, tıpkısının aynısı her yerde. Steakhouse modası çıktı, adında “et” olan işletmeler türedi, tutan tuttu, tutmayan kebapçıya dönüştü. Ucuz tavuk döner modası tutunca ucuz et döner modası çıktı. Emlakçı modası beyaz yakalıları çekti, esnaf olan kaldı, olamayan kapandı. Türk icadı motorlu mobil araç yıkama modası çıktığı hızla kayboldu. Ucuz parfümcü kokusu değilse bile modası kalıcı oldu. Tüketim ürünlerinde moda çıkması doğal, eskisinden sıkılan yenisini alır, o da eskiyince atar, satar, hediye eder, kurtulur. Franchise yatırımı yapan girişimci geçimini sağlamak için seçim yapıyor, sermayesini, umudunu, hayatını işine bağlıyor. Modaya göre iş seçilir mi diyeceksiniz, maalesef oluyor. Moda bazen tutuyor, bazen tutmuyor. Arz talebi, talep arzı körüklüyor. Biri bir yenilik yapıyor, iş tutarsa başta iyi kazandırıyor, kazancı gören franchise istiyor, talebi gören zincir kurup franchise veriyor. Birbirinin benzeri işletmeler yan yana açılınca tüketim artmadığından haliyle yürümüyor, beceren format değiştiriyor, beceremeyen kapanıyor.
Girişimci akıllıdır, gereksiz risk almaz, tutmayacak işe girmez. Ama franchise söz konusu olunca yersiz bir güven duyuyor, akıl tutulması yaşıyor. Karlı çalışan işletmeyi görüyor ama, şu noktadaki karın bu noktada da kazanılacağını, bugünkü ilginin yarın da süreceğini, geçmişteki rekabetinin gelecekte artmayacağını varsayıyor. Bu varsayımla moda olan işe giriyor, herkes birden çiğ köfteci, künefeci, tostçu, lokmacı oluyor, kısa sürede rekabet artıyor, satış düşüyor, dükkan kapanıyor. Franchise alacaklara önerim, yatırım yaptığınız işin karlı olup olmadığına değil, kolay taklit edilip edilemeyeceğine bakın. Bugününü değil yarınını değerlendirin. “Bir çiçekle bahar olmaz” demiş atalar, tek ürünle zengin olunmaz, hayale kapılmayın, yatırımı gerçekçi değerlendirin.