Çevre ve Su Teknolojilerin de Patent Başvurusu Yüzde 84 Arttı

Son dönemde müsilaj ile birlikte ülkemizin ve dünyanın en önemli gündem maddeleri arasında yer alan çevresel hassasiyetler ve su kullanımı her geçen gün önemini daha fazla artırıyor. Patent başvurusuna ilişkin veriler de bu durumu teyit eder nitelikte. Çoğumuzun Marmara denizinin yüzeyinde oluşan tabaka ile ilgili haberler gündeme gelene kadar ne olduğu bilmediğimiz Müsilaj; Marmara Denizi’ndeki kirlenmenin görünür belirtilerinin son 35-40 yıldan bugüne kadar var olan bir gerçeğinin adı oldu.
Ülkemizde kirliliğinin menşei Marmara gibi görülse de Batı Karadeniz, Marmara ve Ege denizin birçok bölümü bu salya ile kaplamış durumda. Üstelik bu sorun sadece ülkemize has bir sorun
olmamakla birlikte dünya genelinde değişen iklim koşulları, deniz suyu sıcaklığının artışı, çevre kirliliği ve atık kontrol yönetiminin yeterli olmaması bu sorunların başlıca nedenleri arasında yer almaktadır. Komşu ülkelerinde uzun süredir gündemini meşgul eden müsilaj Adriyatik ve Tiren Denizlerinde de sıklıkla görülüyor. Dünyada deniz kirliliğini önleme ve engelleme üzerine 30 bin civarında patent dokümanı bulunuyor. Bu başvurular da deniz kirliğini önleme araçları, deniz kirliliğini önleme sistemleri, deniz kirliliğini önlemek için aletler bulunuyor.

Buna ilave olarak çevre ve su teknolojileri alanında ise Türkiye’de toplamda 5 bin 250 adet patent dokümanı yer alıyor. Dünyada bu zamana kadar çevre ve su teknolojileri patentleri ile ilgili toplam 6 milyon 80 bin başvuru bulunuyor. Bu rakamın son 4 yılda bu iki alan özelinde yüzde 84 artmıştır. Mevcut başvurularda Çin, ABD, Rusya gibi ülkeler başı çekiyor. Küresel ısınma ve çevresel hassasiyetlerin öne çıktığı ülkelerde patent başvurularının da öne çıktığını görüyoruz. Kısa ve orta vadeli projeksiyonlar çevre ve su teknolojileri konularındaki patent başvurularındaki artışların devam edileceği öngörülüyor. Türkiye’de başvurusu yapılan ‘Atık ve deniz/su temizleme aygıtı’ isimli başvuruda buluşun deniz, göl, baraj gibi alanlarda, yüzer havuz metodu ile balık veya su canlıların ürettiği atıkların, suya karışmadan ve dibe inmeden önce toplanması, sudan dışarı alınması ve filtre edilmesini kapsıyor. Bu buluşların ticarileşmesi hem denizlerimizin daha güvenli olmasını sağlayacak hem de gelecek nesillere daha yaşanabilir ortamlar bırakmamızda etkili olacaktır.

Çevresel hassasiyetler doğrultusunda yapılan patent başvurularında süreçlerin kısaltılması noktasında çalışma yapılması gerekiyor. Normalde patent başvurusundan ürünün patent almasına kadar ki süre, 3 yılı geçebiliyor. Bu sürenin çevresel amaçlı geliştirilen buluşlarda kısılması çevre kirliliği afetlerine karşı daha hızlı refleks göstermemizi sağlayacaktır.

Deniz Yüzeyi Katı Atık Temizleme Sistemi ile ilgili başvurular var
Deniz dibi temizleme ve destek robotu, akıllı deniz dibi temizlik sistemi, su yüzeyinden katı ve sıvı atıkları toplayan yeni bir sistem deniz kirliliği alanındaki başvurular arasında yer alıyor. Başvurularda ‘Deniz Yüzeyi Sıvı Atık Temizleme Sistemi’ ve ‘Deniz Yüzeyi Katı Atık Temizleme Sistemi’ ile ilgili başvurular da bulunuyor. Bu başvurularda deniz, göl, akarsularda su yüzeyindeki katı atık maddelerinin temizlenmesini sağlayan deniz yüzeyi katı atık temizleme sistemiyle ilgili. Sudaki katı atıkları toplayan konveyör; konveyör aparatı, konveyörü çalıştıran konveyör motoru, konveyör motoruna enerjinin sağlandığı güneş paneli veya aynı amaç için kullanılan akü ve katı atıkların içinde toplandığı atık konteyneri gibi kısımlardan oluşuyor.
Su yüzeyindeki katı atıklar, güneş panelinden şehir şebekesinden veya rüzgâr gücü, dalga gücü gibi yeşil enerjiden yararlanarak şarj olan aküden aldığı enerji ile çalışan konveyör motorunun çalıştırdığı ve üzerinde kanca biçiminde konveyör aparatlarının bulunduğu konveyörün çalışarak yarattığı su akımıyla katı atıkları kendine doğru çekmesi ve konveyör aparatları tarafından toplanan katı atıkların atık konteynerine atılarak biriktiriliyor.