Franchise Global Olmalı

Franchise sistemi dünyada başarı öyküleriyle tanındı ve yayıldı. Her ülkede tüketiciler kaliteli hizmeti marka güvencesiyle almak istiyor, franchise zincirlerinin yayıldığı sektörler değişiyor. Franchise sınır tanımıyor, işini iyi yapana dünyanın öbür ucundan talep geliyor.

Franchise sisteminin dünyaya yayılması 1960’lardan sonra hızlandı. Amerikan zincirlerinin girdiği bazı ülkelerde yerel girişimciler yöntemi öğrenip yerel markalar çıkardılar. 20 yüzyılda İngiltere, Fransa, Almanya, Brezilya, Japonya gibi ülkelerde girişimcilik ortamı ve büyük pazar olduğu için yerel zincirler çoğaldı. Doğu Avrupa, Orta Doğu, Orta Asya gibi bölgelerde rekabet az, pazar küçük olduğu için yerel zincirler gelişmedi, yabancı zincirler yayıldı.

Türk girişimciler zincir kurmada hevesli davranıyor. Biri yapınca herkes “benim neyim eksik” diye peşine takılıyor. Franchise zinciri sayısında Avrupa ülkelerinin önündeyiz. Ama zincir başına şube sayısında yabancıların çok gerisindeyiz. Sistemini kurmadan franchise veriyoruz. İşi tarif edip bilmeyene öğretmek yerine, bilene franchise vermeyi veya bileni çalıştırmayı tercih ediyoruz.

Girişimcilerimiz konsept oluşturma konusunda başarılı. Gıda alanında iyiyiz, çünkü Türk mutfağı dünyanın ilk üçü arasında, tek bir ürünü bile zincir oluşturmaya yetiyor,bir anlamda miras yiyoruz. Dekorasyonda iyiyiz, yatırımcılarımız adeta birbiriyle yarışıyor, mimarlarımız yenilikçi, deneyim kazandı, yabancıların sade konseptleri karşısında öne çıkıyor. Konfeksiyon, aksesuar, mobilya alanında iyiyiz, üreticilerimiz rekabetçi, artık modayı izlemiyor, yaratıyorlar.

Bu nedenle yabancı zincirler Türkiye’ye gelince sert rekabetle karşılaşıyor. Masterfranchise alan eğer işe sıkı sarılmaz, para yatırmazsa, markanın başka ülkelerde kolayca kazandığı başarı Türkiye pazarında sağlanamıyor, birkaç şube açtıktan sonra pazardan çekiliyor. Master franchise alan işe sıkı sarılır, gerekli yatırımı yapar, güçlü ekip kurar, sabırla büyütürse, sistemli çalışmanın semeresini alıyor, yerli rakiplerini açık ara geçiyor. Türk franchise zincirleri hızlı büyümeyi seviyor, sisteme yatırım yapmayı erteliyor, büyüyüp para kazandıktan sonra eksiklerini tamamlıyor. İç pazarda iyiler ama dünyaya yayılmada aynı başarıyı yakalayamıyor. Binlerce yerli zincir var, gelişmiş ülkelerde yayılan birkaç tane. Nedenini doğru anlamak gerek. Ürün ve fiyat iyiyse yurt içinde yayılmak mümkün, bilen bilmeyene anlatır, tıkandığı yerde ustası yetişir, iş yürür. Ama sistemsiz yurt dışına yayılmak mümkün değil. Türkiye’de yayılmayı başaran, franchise vermek için mağazanın para kazanması yeter sanıyor. Türkiye’de franchise alan, ürünün ve markanın bilinmesi yeter sanıyor. Biraz gayret ve şansla yetiyor da. Ancak yurtdışında marka ve ürün tanınmıyor, ustası bulunamıyor, el kitabı yoksa, ekipmanlar otomatik değilse, işler kısa bir eğitimle herkesin yapacağı kadar basitleşmemişse, işletme verimli çalışmıyor. Yabancı yatırımcı franchise sisteminin niteliğine bakıyor.

Buna karşın Türkiye’den yayılmayı başaran franchise konseptleri dünya çapında başarılı olabilecek düzeydeler. Ürün ve dekor açısından gayet iyiler, franchise altyapısı geriden geliyor. Master franchise alan işi biliyorsa konsepti kullanır, sistemin eksiğini deneyimi ve becerisiyle kapatır. Başlangıç yatırımı ağır değilse, bu kabul edilebilir ve para kazandıracak bir fırsat olabilir.

Yurt dışına açılmak isteyen zincirlerin iyi hazırlanması gerekiyor. Öncelikle sistemini dünya pazarına hazırlamalı. Kendine hedef ülkeleri seçmeli, tescil, uyarlama gibi formaliteleri tamamlamalı. Devlet desteği olarak Turquality olmasa bile marka desteğini almaya çalışmalı. Hedef pazarda belli süreyle basın, sosyal medya, fuar gibi tanıtım olanaklarını kullanmalı. Hedef ülkede kendisini temsil edecek bir danışman seçmeli. Sonra Master franchise alacak yatırımcıyı bulmalı.