Hile Yapılan Organizasyonlar: ACFE RTTN 2020

Hilenin oluşması için olmazsa olmaz üç unsur bulunmaktadır. Bunlar; baskı, fırsat ve rasyonelleştirme diye de ifade edilen haklı göstermedir. Bu üç unsur Hile üçgeni adıyla ilk kez 1950’li yıllarda Donald R. Cressey tarafından tanımlanmış ve bugüne kadar hile ile ilgili birçok kaynakta yer almış çok önemli bir tanımlamadır. 2004 yılında David T. Wolfe ve Dana R. Hermanson bu tanıma yetkinlik unsurunu da ekleyerek hile üçgeni tanımını hile karosu olarak  yenilemişlerdir. Her iki tanımlamada da yer alan “fırsat” bugünkü yazımızın temel unsuru ve dayanağıdır.
Şimdi bu hile karosunun fırsat haricindeki diğer unsurlarını irdeleyerek hilenin gerçekleşme olasılığını değerlendirelim. Parayı seven ya da ihtiyacı olan (baskı), buna ulaşmak için her yolu deneme konusunda kendisini ikna etmiş (haklı gösterme) ve hile yapabilecek kadar yetkinliklere haiz birisi, ancak uygun ortamı (fırsat) yakalayabilirse hileyi gerçekleştirebilir. Organizasyonların, hileyi önleme (prevention) amaçlı çalışmalarında; kişiyi, kişinin yetkinliklerini ve niyetini tam olarak kontrol atına alma şansı olmamasına rağmen hile yapılmasına fırsat vermeyecek tedbirler alması mümkündür.
Amerika merkezli Uluslararası yolsuzluk inceleme uzmanları derneği (ACFE) tarafından her iki yılda bir hazırlanan ve sonuncusu bu yıl yayınlanan RTTN 2020 raporu, her yazımızda başvurduğumuz önemli bir bilgi kaynağıdır. Bugünkü yazımızda raporun yolsuzluğa maruz kalan şirketlere ilişkin sonuçların yer aldığı bölümü irdeleyeceğiz.

Hile yaşanan kurumları türlerine göre inceleyelim. Rapora göre yolsuzluk tespit edilen organizasyonların yarıya yakın kısmı (%44) özel sektör şirketleridir. Bu sayıya halka açık şirketleri de eklediğimizde oran %70’e çıkmaktadır. Özel sektör ve Halka açık şirketlerde ortanca hile tutarı
150.000 USD olarak gerçekleşmiş olup diğer kurumlara (kamu, kar amacı gütmeyen vb.) göre en yüksek kayıp tutarını ifade etmektedir.
Hile yapılan kurumlara baktığımızda, kar amacı gütmeyen kurumlar en çok dikkatimizi çeken grup olmuştur. Bu gruptaki kurumlarsa kayıp 75.000 USD toplamdaki pay ise %9 çıkmaktadır. Hile yapılan kamu kurumlarının yarıya yakın kısmı ulusal çapta hizmet veren kamu kurumları olup kalan kısmı bölgesel hizmet veren kurumlardır. Kurumun ülkeye yaygınlık durumu hile tutarını da etkilemektedir. Ulusal çapta hizmet veren kurumlardaki hile tutarı 200.000 USD iken bölgesel çapta hizmet veren kurumlarda bu tutar 75.000 USD’ye düşmektedir.

Raporda dikkatimizi çeken bir husus ise; çalışan sayısı açısından her büyüklükte organizasyonda hile olayının meydana gelmiş olmasıdır. Yani organizasyon büyüdükçe ya da küçüldükçe hile olayının gerçekleşmesine etki eden farklı bir durum oluşmamaktadır. Burada ortaya çıkan tek fark, en büyük kayıpların 100 kişinin altında çalışanı olan organizasyonlarda gerçekleşmiş olmasıdır. Yani organizasyonlar çalışan sayısına göre küçüldükçe çok daha büyük hile kayıplarına maruz kalmaktadır. Bu ters orantılı durum oldukça dikkat çekici bir durumdur.

Organizasyon büyüklüğünü ciro açısından değerlendirdiğimizde doğal olarak en büyük kayıpların en yüksek cirolu şirketlerde oluştuğunu rahatlıkla görebilmekteyiz. Şirket cirosu düştükçe ortanca hile tutarı da düşüş göstermektedir. Hile türüne bakacak olursak; çalışan sayısı düştükçe fatura, çek ve gider hileleri dikkat çekerken çalışan sayısı açısından büyük organizasyonlarda fatura hilesi yerine rüşvet daha çok meydana gelmektedir.
Sektör açısından hile meydana gelen organizasyonlara bakacak olursak; en büyük kayıpların madencilik sektöründe meydana geldiğini görebiliriz. Madencilik sektörünü ise enerji sektörü izlemektedir. Tutar açısından en yüksek kayıpları Maden ve Enerji sektöründe yaşanırken vaka sayısı bu iki sektörde oldukça düşük çıkmaktadır. Yani bu iki sektörde az sayıda ama çok yüksek tutarlı hileler gerçekleşmektedir

Vaka sayısının en çok olduğu sektörlere bakacak olursak. Burada ilk üçte bankacılık ve finansal hizmetler, kamu kurumları ve üretim tesisleri çıkmaktadır. Yeme içme ve ağırlama sektöründe ise 60 vaka tespit edilmiş ve ortanca 114.000 USD’lik kayıp gerçekleşmiştir. Yeme içme ve ağırlama sektörünün hile raporundaki payı %2,4 ile benim beklentimin oldukça altında kalmıştır. Doğası gereği hileye çok açık bu sektörde vaka oranının düşüklüğü muhtemelen hile tutarının çok düşük olması ve raporlanmaması kaynaklıdır.

Sektör olarak en düşük kayıplar eğitim ve sigortacılık sektöründe meydana gelmiştir. Kar amacı gütmeyen organizasyonlarda en çok hangi tür hileler medyana gelmiş diye merak edenler olabilir. Burada maalesef bekleneceği üzere en çok rüşvet ve fatura hileleri meydana gelmektedir. Öyle ki rüşvet, fatura ve gider hileleri toplam hilelerin %94’üne denk gelmektedir. RTTN 2020 raporuna göre kar amacı gütmeyen kurumlarda 191 vaka (rapora giren toplam vaka sayısı 2.504 olup toplamdaki payı %7,6’dır) tespit edilmiş ve vaka başına ortalama 639.000 USD tutarında hile meydana gelmiştir. Toplam hile tutarına bakacak olursak rapora göre kar amacı gütmeyen kurumlarda 2020 yılı raporuna göre 122 Milyon USD’lık hile tespit edilmiştir. Özellikle bu kurumları yöneten ve denetleyenlerin en çok bu konularda tedbirler alması gerekmektedir.