Franchisee Müşteri Midir, Ortak mı?

Danışmanlık için görüşme yaptığımız tüm marka sahiplerinin isteği franchise satmak. Ekmek satarsınız, peynir satarsınız, tatlı satarsınız hatta hayal bile satabilirsiniz ama franchise satılan bir şey midir? Markanızı beğenmiş ve yatırım yapmayı düşünen bir franchise adayı potansiyel alıcı mıdır? Öyle olduğunu düşünelim. Peki, bu aday ne satın almaktadır? Aldığı şeyin garantisi var mıdır? Arızalı olma ihtimali var mıdır? Eğer sorun olursa ne kadar zaman içinde değiştirmesi gerekir? Memnun kalmazsa iade edebilir mi? Bana sorarsanız franchise satılan bir şey değildir, olmamalıdır da.
Sahibi ya da temsilcisi olduğunuz bir markaya yatırım yapmak amacı ile başvuran bir aday sizin olası iş ortağınızdır. Karşılıklı karar verme süreci sonunda sözleşme imzalanması ile beraber, artık yaşayacağınız tüm mutluluklar, başarılar, başarısızlıklar ve mutsuzluklar ortaktır, değilse de olmalıdır. Olmaması sistemin büyümesinin önündeki en büyük engeldir. Markanın sadece kendi kazancını düşünmesi ya da franchiseenin sadece kendi çıkarlarını düşünerek hareket etmesi, sistemin er ya da geç çökmesine sebep olacaktır. Artık ülkemizde de perakende yatırımlarında “süreklilik” esas olmak zorundadır.
Çünkü Dünya’da süreklilik adına büyük zaman ve emek harcanmaktadır. Sürekliliğin ise yegâne kuralı sektör paydaşlarının birbirlerinden memnun olması ve iş ortaklığını sürdürmek adına hareket etmesidir. Başka bir bakış açısıyla kazan-kazan ilkesi sürekliliğin en önemli kuralıdır. Son dönemde ülkemizdeki birçok franchise sistemi içinde ciddi sıkıntıların olduğunu gözlemlemekteyim. İçinde bulunduğumuz ekonomik zorluklarında etkisi ile birlikte bu sıkıntıların temel sebebi kazan-kazan ilkesinin bozulmuş olmasıdır. Bu ilke son yıllarda markalar lehine ciddi anlamda bozulmuştur. İşletmecilerin üzerindeki yük her geçen gün artmaktadır ve birçok işletmeci bu yükü kaldıramaz hale gelmiştir.
Böyle bir durumda iş ortağına yardım elini uzatmayan markaların önümüzdeki süreçte hayatta kalamayacağını düşünmekteyim. Aslında bu duruma gelineceği yıllar öncesinden belliydi, onu da başka bir yazıda paylaşırım. İşletmecilerin üzerindeki yükün artması, karlılıkların düşmesi, yatırım maliyetlerinin artması gibi etkenlerin üstüne bir de son dönemde alternatif kazanç kanallarının (faiz,döviz,altın.v.s.) getirisinin artması markaların artık işletmeci bulmakta zorlanmasına sebep oluyor. Markalar açısından gelinen durumda artık yeni bir şeyler söyleme zamanıdır.
Birçok marka bırakın yeni yatırımcı bulmayı elindeki mevcut yatırımcıyı tutmakta zorlanacaktır şartlar bu şekilde devam ederse. O zaman bu sektörün içinde yer alan tüm oyuncuların bir araya gelerek süreklilik adına neler yapılabileceğini tartışması gereklidir. Franchise sistemi tüm Dünya’da özel bir sistem olarak kabul edilir ve birçok ülkede kuralları özel olarak belirlenmiştir. Bunu artık ülkemizde de uygulamamız gereklidir. Amerika’da olduğu gibi özel franchise kanunlarının çıkarılması ile başlayıp, sektör içindeki sivil toplum kuruluşlarının da katkısıyla franchise vermek isteyen markalar içinde belirli kriterlerin uygulamaya konulması şarttır. Franchise almak isteyen yatırımcılar için de hem markaların hem de sivil toplum kuruluşlarının desteği ile eğitimler organize edilebilir. Franchise sektörünün kendini yeni kurallar ve uygulamalar ile yeniden yapılandırması sektör içindeki birçok oyuncunun ömrünü misli misli uzatacaktır. Yani süreklilik esas olacaktır.