Birlikten Kuvvet Doğar

İçinde bulunduğumuz ekonomik zorlukların en üst seviyede olduğu şu günlerde, organize perakendenin de kurallarının yeniden yazıldığı bir dönemde olduğumuzu düşünüyorum. Bunun ilk somut uygulaması AVM’lerdeki kiraların dövizden Türk Lirasına çevrilmesiydi. Yaşanan bu ekonomik süreçte bence franchise sistemlerinin de belirli kurallarının tekrar gözden geçirilmesi gerekli. Tüm Dünyada markaların hizmet alanlarını ve marka bilinirliklerini geliştirmek ve ürünlerini daha büyük kitlelere ulaştırmak için kullandığı franchising sisteminin ülkemizdeki bazı uygulamalarının bu hedeflerle çok bağdaşmadığı görülmekte. Dünyadaki uygulamalarda büyüme konusun daha çok nicelik değil nitelik ile değerlendirilirken ülkemizde bu ağırlıklı nicelik üzerine değerlendiriliyor.100 tane şubesi olan bir zincir marka düşünün ama bu şubelerin %80’inde karlılık anlamında ciddi problemler var ve sistemi yönetmek oldukça zor. Bir de sadece 20 tane şubesi olan ama alt yapısı doğru kurgulanmış ve her şubesini karlı çalıştıran bir başka marka düşünün. Akıllı bir yatırımcı mutlaka karlılık ve sistem üzerine odaklanacağı için ikinci markaya yatırım yapacaktır. Ülkemizde genellikle nicelik daha ön planda olduğundan çok şubesi olan markaların daha yatırım yapılabilir olduğu düşünülüyor maalesef. Ancak marka konumlandırmaya yatırım yapmayan, müşterisinin kim olduğunu bilmeyen, doğru büyüme planları kurgulamayan, franchise sistemini basitlik üzerine kurmayan, maliyetlerini kontrol altına alamayan, profesyonel kadrolarla çalışmayan ve gelişime ayak uyduramayan markaların şu anda kaç şubeleri olursa olsun gelecekte işleri çok daha zor olacak. Burada yatırımcıya da çok büyük iş düşüyor. Yatırım yapmak amacıyla markalarla görüşmelerini yaparken odaklanmaları gereken noktaları iyi tespit etmeleri gerek. Hatta yapacakları yatırımların riskini azaltmak için, sektörel deneyimi olan danışmanlarla çalışmaları onlara büyük avantajlar sağlayacaktır.
Günümüz ekonomik koşullarında franchising sistemleri için belki de en önemli konu yatırımın geri dönüş hızının günden güne uzuyor oluşudur. Sektöre girdiğim 2005 yılında orta büyüklükte bir gıda markasına yatırım yaptığınız zaman ortalama yatırımın geri dönüş hızı 36 aydı. Ancak günümüzde bu süre -elbette markaya ve yatırım miktarına göre değişmekle beraber- ortalama 60 ay civarındadır. Yani yatırımcı açısından ciddi bir süre artışı söz konusudur. Bu sürenin uzamasının temel sebepleri arasında kira, personel maliyetleri ve enerji maliyetleri olmakla beraber, markaların da belirledikleri royalty, hizmet bedelleri ve özellikle ürün maliyetlerinin geçmişe göre daha yüksek olması da çok büyük etkenlerdir.
Franchising sisteminin sağlıklı bir şekilde büyümesi o markaya yatırım yapan franchiseelerin mutluluğu ile doğru orantılıdır. Ne kadar fazla mutlu franchiseeniz varsa sistemin büyümesi de o kadar hızlı olur. Franchising sisteminde mutlulukta mutsuzlukta bulaşıcıdır ve tüm sisteme pozitif veya negatif etki yapar. Dolayısıyla perakendenin kurallarının yeniden yazıldığı şu dönemde belki markalarında franchising sistemlerini gözden geçirmelerinde fayda olabilir. Franchising sisteminin en önemli özelliği olan organize hareket edebilme kabiliyeti, kriz aşamasında markayı ve yatırımcıyı ayakta tutabilecek en önemli etkendir. Unutmayın ki belirli dönemlerde ekonomik krizler yaşayan halkımızın bu krizleri çabuk atlatmasının en önemli sebebi kriz anında birlik, beraberlik ve yardımlaşma içgüdüsü ile hareket edebiliyor oluşudur. Bizi tüm Dünya ülkelerinden ayıran en önemli özelliklerden biri de budur. Atalarımızın da zamanında dediği gibi birlikten kuvvet doğmuştur.